Şirketler İçin Başarmanın 4 Yolu

Kurumsallaşma Nedir

Bir şirketteki ve iş yerindeki bütün süreçlerin( üretim, satış, insan kaynakları, muhasebe, finans… vb) önceden belirlenmiş ve tanımlanmış olması sürecidir. İş yapma tarzınızın, çalışanların görev tanımlarının ve işin nasıl yapılacağının tamamen tanımlanmış olması bir şirketin kurumsallığını gösterir.

Kurumsallaşma Şirkete Hangi Özellikleri Kazandırır?

Kurumsallaşma bir şirkete, her şeyin ölçülebilir faaliyetler dizisi olduğundan hareket edersek bilimsel anlamda yönetilebilmeyi kazandırır. Keyfe keder insan ilişkilerinin olduğu, ahbap çavuş ilişkileri ile yürüyen değil gerçek anlamda bilimsel metotlarla yönetilebilirliği kazandırır. Bunun doğal bir sonucu olarak iyi yönetilebilen bir şirket olarak strateji belirleyebilme, uzun vadeli planlar ve hesaplar yapabilme, uzun vadeli öngörüler yapabilmeyi beraberinde getirir. Bu uzun vadeli öngörüler ve strateji belirleyebilme ise sürdürülebilir bir karlılığı getirir. Şirketin rekabet şansına olanak sağlar.

Kurumsal bir şirkette bulunması gerekenler

Kurumsal bir şirket önceden belirlenmiş yönetim ilkeleri doğrultusunda yönetiliyor demektir. Kurumsal bir şirkette insanların görev tanımları ve onlara verilen işler ve işlerin nasıl uygulanacağı önceden zaten belirlenmiştir.  Bir şirketten satın alma yapıldığı zaman, o faturanın kim tarafından kesileceği, ne zaman kesileceği, alıcıya malın ne zaman teslim edileceği gibi durumlar zaten bellidir. Bunu uygulayan tüm şirketlere kurumsallaşmış şirket denir. O halde bir şirkette çok yüksek bir yüzdeyle yapılan faaliyetlerin ölçülebiliyor olması gerekir. Ölçülebilirlikten kasıt, kaç fatura kesilmiş, kaç kişi çalışmış, kaç saat çalışmış, mal ne zaman teslim edilmiş gibi değerlerin hem denetleniyor hem de yönetiliyor olması gerekir. Ölçülemeyen şeyler yönetilemez. Dolayısıyla kurumsallaşmış şirketlerdeki her faaliyet yöneticisi tarafından ölçülebilir olmak durumundadır. Tabii ki, kurumsal şirket yaptığı hatalardan ders çıkartan ve her türlü süreci olabildiğince ölçebilen ve yönetilebilen bir şirketten bahsediyoruz.

Kurumsal Alanda Başarmanın 4 Ana Yolu

  1. Hedef Belirleyin.

Aile şirketiyse yönetim kurulu veya aile meclisi, patron veya anonim, özel bir şirketse de yönetim kurulunun kurumsallaşma yönünde kesin bir karar gerektirir. Yani bedeli hesaplanıp bedeli ne olursa olsun bir hedef belirlenmesi gerekir. Dolayısıyla bir şirketin kurumsallaşması için hedeflerin belirlenmesi birinci aşamadır.

  1. Plan Yapın.

Her bir stratejiye bir adet plan yapılması gerekir. Bu plan çok ayrıntılı ve detaylı, analizci olmalıdır. Yapılan planlar şirketin misyon, vizyonuna uygun bir şekilde hazırlanmalıdır.

  1. Planı Uygulayın.

Bir önceki aşamada belirlediğiniz planları bu aşamada uygulamanız gerekir. Planı uygularken maddi ve manevi desteğin her aşamada yönetim kurulu tarafından %100 veriliyor olması gerekir. Bu konuda maddi desteğin tam olması gerekir.

  1. Ölçün, Değerlendirin ve Raporlayın.

Yukarıdaki tüm aşamalar uygulandıktan sonra ortaya çıkan sonuçların, bir başka objektif göz ile ölçülmesi, değerlendirilmesi  (başlangıçtaki hedeften sapıldı mı, yörünge düzeltme nasıl olacak… vb) ve raporlanması bir şirkete kurumsallaşmayı getiren en önemli unsurlardır.

Bir sonraki yazıyı okumak için tıklayınız: Japonya’da Akılsız Telefonlar Popülerleşiyor

Marka Olmanın 10 Püf Noktası

Bir marka olarak herkes tarafından bilinmenin net bir formülü yoktur. Fakat atacağınız bazı adımlar, sizi diğerlerinden farklılaştırabilir. Peki bu adımlar nelerdir? Hangi mantıkta ilerlemelisiniz? Cevaplarını yazımızda sizin için derledik.

Marka Nasıl Oluşur?

Ürünler ve hizmetler birbirine benzediği için üreticiler ürünlerini hizmetlerini bir isim altında rakiplerinden ayırma gayretine girerler. Doğru bir harekettir bu çünkü markalaşma veya pazarlaşma dediğimiz şey aslında ürünümüzü ve hizmetimizi rakipten farklılaştırmak üzerine kurulu bir iştir. Pazarlamanın veya markalaşmanın en önemli konusu rakipten ayrılmak ve farklılaşmaktır. Bu farklılaşmak da isim altında olur. Dolayısıyla bu isme marka sahibi bir anlam yüklemeye başlar. “Benim markam diğerlerinden şu özellikten farklı, üstünlüklerim bu, daha kolay ulaşılabilirim, daha teknolojiğim” gibi bir şekilde kendi ürününü ve hizmetini rakipten farklılaştırmaya marka dediğimiz isim altında başlar. Fakat bu tek başına yetmez. Eğer yetseydi sadece iletişimle yani sadece reklam yaparak (radyo, televizyon, gazete, dergi vb…) marka oluşturmak mümkün olabilirdi. Oysa biliyoruz ki marka insanın hayatına girdiği ölçüde marka olur. Ve ne kadar insanın hayatına girerse o marka o kadar kök salar ve güçlenir.

Markaların marka olabilmesi, markanın güçlü bir fark yaratabilmesi bir taraftan üreticinin yani marka sahibinin niyeti, yani markaya yüklediği anlam, kendi stratejisi, diğer taraftan da bu markaya hayatlarına sokan insanların gerçekten bundan memnuniyet duymaları bunu tavsiye etmeleri ve konuşmaları gereklidir. Dolayısıyla eğer bir marka oluşuyorsa bizim bugün oluşturduğumuz benimsediğimiz markalar varsa aslında bunun yazarları birden fazladır. Eğer marka bir eserse bunun bir yazarı varsa, bir yazardan bahsetmek mümkün değildir, marka sahibi de katkı veren ve konumlandıran taraftır. Ama esas yazarlar bu markaları kullanan tüketiciler, müşterilerdir. Marka bir eserse bunun milyonlarca yazarı vardır.

Bir taraftan markanın sahibi, diğer taraftan markanın kullanıcıları bunların hepsinin deneyim yaşaması sonucu marka insanların zihinlerinde oluşur. Toplumda kök salar ya da küresel marka olur.

Marka Fikirlerden Oluşur

Günümüzde o kadar çok marka var ki bunları birbirinden ayıran aslında ürün özellikleri değil sahiplendikleri fikirlerdir.  Birbirlerinden farklı fikirleri temsil ettikleri, farklı iddialarda bulundukları için, birisi ürünü alırken aslında o fikri satın alır. Bir arabayı satın alırken aslında o araba markasının üstlendiği, sahiplendiği fikri, dünya görüşünü satın alırız.

Bir kola markası içerken aslında sadece serinlemiyoruz. Biz aslında o kola markasının bize verdiği mutluluk, canlılık gibi bir fikri tüketiyoruz. Bir araba markası “araba sürmek keyiftir” sloganını benimsiyorsa biz de araba alırken o keyfi satın alıyoruz. Bununla birlikte “araba güvenliktir” fikrini benimseyen bir araba markası da aynı şekilde araba alırken fikri satın alıyoruz. Dolayısıyla markalara baktığımız zaman biz markaların hangi fikirleri temsil ettiklerini neyi üstlendiklerini anlamaya çalışmalıyız.

Marka olmanın net bir formülü yoktur ama bize göre püf noktaları vardır:

  1. Her marka söz verir. İyi marka sözünü tutandır. Sözünüzü tutun.
  2. Marka yaratırken fark yaratın. Farklı olun.
  3. İnsanların hayatlarına girebilmek için bir sebebiniz olmalıdır. İnsanlığa bir fayda sunmalısınız.
  4. Tutku ve heyecan her zaman markanızda olması gereken özelliklerdir. Heyecanınızı hissettirin.
  5. Taklitlerden sakınmalısınız. Özgün olun.
  6. İyi bir ürüne sahip olmak. Rakiplerinizden farklı bir ürüne sahip olun.
  7. Satışı yapılacak ürüne yönelik uygun isim oluşturmak. Markanız ya da ürününüz için en doğru ismi seçin.
  8. Marka konumlandırılmasını doğru olarak yapmak. Markanıza yatırım yapın.
  9. İyi bir çalışan grubuna sahip olmak ve etkili bir iletişim oluşturmaktır. Ekibinize iyi bir lider olun.
  10. En önemlisi yukarıdaki bu 9 maddeye mutlaka uyun.

Bir sonraki yazıyı okumak için tıklayın: Kurumsal Kimlik Tasarımının Sağladığı 8 Fayda